Yeni Yıl Hayali Tv Programı

Ünlü manken Demet Kutluay; Şamdan Plus dergisinin yeni yıl sayısı için Vakko Suadiye’de hem özel bir çekim yaptı, hem de 2012′den beklentilerini anlattı.

Öykü Yazıcıoğlu’na konuşan Kutluay; eşi İbrahim Kutluay ve çocukları İrem ile Ömer’le birlikte sağlıklı ve mutlu bir yıl geçirmeyi diliyor.

2011 sizin açınızdan nasıl geçti?

Benim açımdan çok yoğun bir yıl geçti. İki küçük çocuğum var, bu nedenle oldukça hareketli bir yıldı. Bu sene Ömer okula başladı; onu okula alıştırdım. Ömer ile İrem’i okula bırak, sonra öğlen Ömer’i okuldan al, akşam üstü İrem’i al… Bir yandan da kendi işlerimi halletmeye çalışırken hareketli bir yıl geçirdim.

ÜÇÜNCÜ ÇOCUK OLABİLİR

2011′in sizin açınızdan en önemli olayı neydi?

2011′de İrem; Ömer’i biraz daha kabullendi, kardeşini sahiplendi. Beni en çok rahatlatan bu oldu.

2012′den ne bekliyorsunuz?

Yeni yılda biraz daha işlerime yönelmek istiyorum. Artık oğlum Ömer de okula başladığı için kendime daha fazla vakit ayırabileceğim. Bu sene 35 yaşımı tam olarak dolduracağım. Kendimi en iyi tanıdığım, en olgun ve mutlu hissettiğim çağdayım.

Nelere ağırlık vereceksiniz, örneğin podyumda sizi daha sık mı göreceğiz?

Güzel defileler oldukça yine podyumda yer alacağım tabii. Olursa, kendime uyan bir konseptte bir televizyon programı hayalim var. Life style dediğimiz, hayatın içinde olan her şeyin yer aldığı bir program yapmak istiyorum. Bunun içinde çocuk da var, güzellik de… Olmazsa da yine reklam kampanyaları, dergi çekimleri olacak.

Yeni yılda üçüncü bir çocuk planlıyor musunuz? Zannetmiyorum. Ömer 3-4 yaşına bir gelsin ondan sonra düşünürüz. Ancak kesin üçüncüyü yapacağız diye bir şey yok. Dönem dönem düşünüyoruz, İbrahim de, ben de kalabalık aile seviyoruz. Bazen de “Bir kızımız, bir oğlumuz var; yeter” diyoruz. Kararsızız.

Yılbaşı gününüz nasıl geçer, neler yaparsınız, biraz anlatır mısınız?

Benim için hayatta insanı motive eden anlar vardır; Yılbaşı da o anlardan biri. O gün güzel uyanırım. Çocuklarla birlikte olurum; onlarla kahvaltı ederiz, Oyun oynarız. Sonra sporumu yaparım ve akşama hazırlanırım. Manikür, pedikür, masaj yaptırırım.

YILBAŞI BENİ MOTİVE EDER

Yılbaşı gecesi için özel ritüelleriniz var mıdır?

Hayır; olmasa kendimi kötü hissedeceğim şeyler hiçbir zaman olmadı. Sağlıklı olalım, çocuklarımız yanımızda olsun, yeter. Bunlar detay ama insanı heyecanlandıran şeyler. Zaten kendi hayat felsefemde de bunu uyguluyorum. İnsana mutluluk veren, küçük şeylerdir. Bütün bir ay boyunca en üst seviyede mutlu olamazsınız. Arada sırada inişler, çıkışlar olacaktır.

Çocuklarınız için Yılbaşı ne ifade ediyor peki?

Okulda zaten bunun için hazırlanıyorlar. Yılbaşı gösterileri, dansları oluyor, Noel Baba geliyor. İrem; hediyeleri Noel Baba’nın getirdiğine inanıyor. Biz anneler, onların ağızlarından laf alıp paketleri okula götürüyoruz, onlar da Noel Baba’dan gelmiş gibi, o hediyeleri veriyorlar. Çocuklarım hiçbir zaman 24.00′ü göremediler. Bir kere İrem; ben Ömer’e hamileyken dayanmıştı.

Bu sene onlara ne hediye aldınız?

Ömer; Şimşek McQueen arabası istiyor, İrem de Hot Wheels diye bir şey çıkmış, onu istiyor, ben de araştırıyorum.

SİYAH SİMOKİN GİYECEĞİM!

Yılbaşını evde kutluyorsanız; o gece için mutfağa girip yemek yapar mısınız, belli tarifleriniz var mıdır?

Yemeğe misafirlerimiz gelecekse, muhakkak hindi yaptırıyorum. Onun özel pilavıyla birlikte, çeşitli mezeler ve zeytinyağlılar da yapılıyor. Benim özel bir mönüm yok ama eve biri gelince; fırında et, yanında fırında patates, mercimek çorbası ve zeytinyağlı fasulye vardır. İbrahim hep dalga geçer; “Herkese aynı mönüyü yapıyorsun” diye.

O gece ne giyeceğinize karar verdiniz mi?

Bu sene Dilek Hanif’ten smokin bir elbise giyeceğim herhalde. O gece kırmızı giymem, genelde siyah giyerim. Ancak kırmızı oje ve ruj sürerim.

BANA HEDİYEALMAK ZOrduR

Size hediye almak zor mudur?

Biraz zor. Her hediyeyi beğenmem, takıntılı olduğum şeyler var. Bazı kalıpların dışına çıkamıyorum. Örneğin; saçımı birden başka bir renk yapamıyorum, kesimini değiştiremiyorum. Abartılı şeyler sevmiyorum.

Eşiniz İbrahim Kutluay, size aldığı hediye seçimi konusunda hiç yanıldı mı?

Hiç yanılmadı. Daha aldığı bir şeyi beğenmediğimi ya da değiştirdiğimi bilmem.

Siz ona hediye alırken zorlanır mısınız?

İbrahim ile birbirimize doğum günleri ve evlilik yıldönümü dışında hediye almayız. Ama ona hediye alırken zorlanmam çünkü ne sevdiğini çok iyi bilirim.

Yılbaşı Gecesi Çalışmayacak

‘O Ses Türkiye’ yarışması nedeniyle yoğun günler geçiren Hadise; 2012′yi, ailesiyle tatil yaparak karşılayacağını açıkladı. Yılbaşı gecesi çalışmama kararı alan Hadise, yeni yıldan beklentilerini şöyle sıraladı: “Umarım 2012 herkese, başta sağlık olmak üzere diledikleri ne varsa onları getiren bir yıl olur.”

‘facestar’larıyla Buluştu

Ebru Gündeş; internet sitesinde başlattığı FaceStar yarışmasının finalistleriyle bir araya geldi. Beste dalında birinci olan ve ses kategorisinde ilk beşe giren müzisyenler; Gündeş’le buluşmanın heyecanını yaşadı.

DÜET YAPACAKLAR

Ünlü şarkıcı; beste birincisi Kaan Karamaya’nın ‘Sor Bakalım’ isimli şarkısını, bir sonraki albümünde okuyacağını belirterek “Katılan herkese teşekkür ederim” dedi. Ebru Gündeş; ses kategorisindeki ilk beşe kalan finalistlerin, orkestra eşliğindeki canlı performanslarını Günay Restaurant’da dinledi. 30 Aralık’ta sona erecek yarışmada, ses dalında birinci seçilecek finalist; Ebru Gündeş’le düet yapacak.

GÜNAY’DA BULUŞTULAR

‘FaceStar’ yarışmasının ses finalistleri, Ebru Gündeş’le Günay Restaurant’da buluştu. (Soldan sağa) Ali Başar, Elvan Şimşek, Volkan Alfat, Özge Karadoğan ve Derya Bedavacı; orkestra eşliğinde canlı performans sergiledi.

Üsküp’te Ceceli Rüzgarları Esti

Makedonya Cumhuriyeti’nde yaşayan Türklerin, Türkçe Eğitim Günü Milli Bayramı; başkent Üsküp’te kutlandı. Yunus Emre Enstitüsü’nün destekleriyle gerçekleştirilen kutlamalarda en büyük ilgiyi Mustafa Ceceli konseri topladı. Yaklaşık 12 bin izleyiciye seslenen Mustafa Ceceli, unutulmaz bir konsere imza attı.

“TÜRKİYE’DE GİBİYİM”

Makedonya Başbakanı Nikola Gruevski, Türkiye’nin Üsküp Büyükelçisi Gürol Sökmensüer ve Makedonya Türk Sivil Toplum Teşkilatları Birliği Başkanı Süleyman Baki’nin de izlediği konserde; şarkılar hep birlikte söylendi. Mustafa Ceceli, gördüğü ilgi karşısında “Kendimi Türkiye’de gibi hissettim” dedi.

Çağatay Ulusoy Ölümden Dönmüş

“Adını Feriha Koydum” dizisiyle adını duyuran Oyuncu Çağatay Ulusoy, “Işıltılar” programında Tahire Demircan’ın sorularını yanıtladı.

“21 yaşındayım ama erken duruldum” diyen Ulusoy, ortaokuldayken çok deli dolu bir genç olduğunu vurguladı. Arkadaşlarıyla sık sık okulu kırıp sandalla Marmara Denizi’ne açıldıklarını söyleyen Ulusoy, bir gün akıntıya kapıldıklarında ölümden nasıl döndüklerini anlattı: “Arkadaşlarımla Yeşilköy’den bir kayık kiraladık. Ben kürek çekiyorum, ben yorulunca bir arkadaş çekiyor. Deniz de sakin baya açığa gittik. Birden kürekleri çekmememize rağmen baktık tekne gidiyor adalara doğru. 15-16 yaşlarındaydık, bağırdık, işaret yaptık bizi kurtarın diye. Akıntıdan çıkana kadar bir tekne bize yardım etti. Sonra da böyle bir şeyi bir daha yapmadık.

Mehmet Aslan Polis Oldu

Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 167′nci yıl dönümüne özel olarak hazırlanan reklam filmi, önceki akşam Baltalimanı’nda çekildi.

Reklam filminde rol alan Mehmet Aslan, senaryo gereği trafik polisi, usta Oyuncu Aydemir Akbaş ise trafik canavarı olarak kamera karşısına geçti

“Pes Diyorum Vatan Bey!”

Bir kız çocuk annesi Tuba Ünsal, ‘En Güzel Gülen Çocuk Yarışması’ için kendisine jüri üyeliği teklif edilmesine öfkelendi! Ünlü Oyuncu, Twitter’da sert açıklamalar yaptı: Yuh olsun size! Bu yarışmayı yapanları şiddetle kınıyorum. Gerçek bir çocuk istismarı! Kazanamayana ‘Sen çirkinsin yavrum’ mu denildi?

GEVREK GEVREK!

Ünsal, şöyle devam etti: Çocuğun güzeli, çirkini olur mu? Anne babalar nasıl getirirler çocuklarını o yarışmaya? Minicik çocukları daha ilk algıda yarıştırmak… Sinirliyim hâlâ o ailelere de, jüriye de, yarışmayı gevrek gevrek sunan Vatan Şaşmaz’a da… Pes diyorum!

ÇOK AYIP! YAKIŞMADI

Vatan Şaşmaz’dan Ünsal’a yanıt: Çok ayıp, hiç yakışmadı sana. Mail’i bile doğru okumamışsın. ‘En Güzel Çocuk’ değil, ‘En Güzel Gülen Çocuk Yarışması’ydı o.

Beren’in Tahtını Kıvanç Kaptı

Geçen yılın en çok konuşulan dizi Oyuncuları sıralamasında zirvede yer alan Beren Saat, 2011 listesinde yerini Kıvanç Tatlıtuğ’a kaptırdı.

Medya Takip Merkezi’nin her yıl hazırladığı “yılın en çok konuşulan dizi Oyuncuları” raporunda bu yıl sıralama değişti. Geçen yılın birincisi Beren Saat, zirveyi Kıvanç Tatlıtuğ’a bıraktı. “Aşk-ı Memnu”da yakaladığı başarıyı “Kuzey Güney”de de sürdüren Tatlıtuğ, gazete ve dergilerde yıl boyunca 3 bini aşkın haber ve yazıya konu oldu.

“Aşk-ı Memnu”daki Bihter rolünün ardından “Fatmagül’ün Suçu Ne” dizisiyle ekranlara gelmeye başlayan Saat ise bir sıra geriledi. Medyanın en çok ilgi gösterdiği kadın Oyuncu olan Saat, yıl genelinde 2 bin 593 haber ve yazıyla listenin ikinci sırasında yer aldı.

Onları beklenen reytinglere ulaşamayınca yayından kaldırılan “Sensiz Olmaz”ın başrol Oyuncusu Nurgül Yeşilçay ile “Kurtlar Vadisi”nin Polat Alemdar’ı Necati Şaşmaz izledi.

Kaprisleri Kariyerini Bitirdi

En çok kazanan Oyuncular arasındayken bu sıralar işsiz kalan Oyuncu Fahriye Evcen’nin kaprisleri kariyerinin sonu oluyor.

Bir programa sadece seyirci olarak katılırken, Oyuncu Oya Aydoğan’ın keşfetmesiyle bölüm başına haftada 50 bin lira kazanan Fahriye Evcen, şimdi işsiz kaldı. Yaptığı kaprislerle yapım şirketlerini bunaltan güzel Oyuncunun ismi cast ajanslarının listelerinden de bir bir siliniyor.

En son Oyuncu Cansel Elçin’le “Yalancı Bahar” dizisinde rol alan Evcen’nin dizisinin setinde kostümcü kızlara ‘Geri zekalılar’ diye bağırdığı ortaya çıktı. Gene aynı sette saçlarını yapan kuaförü de sık sık azarladığı açıklandı.

‘GAZETELERDEN ÖNCE BEN GÖRECEĞİM’

Ünlü Oyuncu Fahriye Evcan’nın son isteği ise; kendisiyle ilgili yapılan röportajları, yazılan haberleri, çekilen fotoğrafları gazeteler baskıya girmeden önce son halleriyle kontrol etmek. Fahriye Evcen ekibine şu şekilde talimat vermiş: “Hakkımda atılacak başlıklar, yapılacak haberler benim için çok önemli. O nedenle gazeteler basıldıktan sonra değil, basılmadan önce son haliyle görmek istiyorum. Gazeteleri baskıdan önce görmek istiyorum.”

SET ÇALIŞANLARINI BUNALTTI

Fahriye Evcen en son “Yalancı Bahar” dizisinde oynamıştı. Ancak dizi reyting kurbanı olup yayından kaldırıldı. Dizi setinde çalışanlarına hakaret ettiği ve tüm ekibi istekleriyle bunalttığı iddia edildi

En büyük takıntısını öğrenince çok şaşıracaksınız

Zaman çok hızlı akıp gidiyor artık, onu fark ettim bu sene. Ülkem, dünya ve insanlık adına çok iyi bir yıl geçirdiğimizi düşünmüyorum açıkçası. Umutların kırıldığı, gözyaşlarıyla yıkanan haberlerle uyandık çoğu zaman. Dilerim ki karşılamaya hazırlandığımız ve türlü kehanetlerin havada uçuştuğu bu yıl mutluluk getirir herkese ve en önemlisi sağlık.

Yeni yıl projelerinizde neler var? Nasıl bir yıl diliyorsunuz?

- Yeni yılda her şeyden önce sağlık diliyorum. O olmadan ne kadar çok şeye sahip olursanız olun bir önemi kalmıyor çünkü. ıyi kalpli insanların yaptığı iyiliklere daha çok şahit olmak, daha çok dürüstlük diliyorum. Verilen sözler tutulsun, düşene daha çok yardım ellerinin uzatıldığı bir yıl olsun istiyorum. Herkesin hayalleri gerçekleşsin istiyorum. Umudumuz olsun. Unuttuğumuz her güzel şeyi, yaşadığımız karmaşanın içinde bir an duralım ve hatırlayalım istiyorum. Cehaletin değil bilginin değer gördüğü bir dünyaya açalım gözümüzü istiyorum.

Kabare sahnesinde çok güzel bir çekim gerçekleştirdik. Bu sahnede olmak sizi heyecanlandırdı mı? Biliyorum ki müzikal de seviyorsunuz.

- Bu mesleği yapmaya karar verdiğim günden beri istediğim tek şey sahnede olmak. Bugün birkaç saatliğine de olsa bambaşka bir dünyada, hayal ettiğim müziklerle sahnedeydim. Ve emin olun ilk karede sanki bir fotoğraf çekiminde değil de iki ay sonra çıkacak bir müzikalin provalarındaydım sanki.

ÇORAP MARKASININ YÜZÜ OLMAK HOŞUMA GİTTİ

Penti’nin marka yüzü oldunuz. Sizi bu projede çeken ne oldu? Bu buluşma nasıl gerçekleşti?

- Bu sene Slovakya’dan döndükten iki üç gün sonra menajerim aradı ve Penti’nin bir reklam filmi çekeceğini, senaryoyu e-postama yolladığını söyledi. Normalde reklam konusunda biraz fazla hassasım. Ama şu ana kadar Penti’nin reklamlarını hep zevkle izledim. Ayrıca laf aramızda, bir çorap markasının da beni yüzleri yapmak istemesi çok hoşuma gitti. O yüzden senaryoyu okuduktan sonra Ayşe’yi aradım ve bu işin içinde olmak istediğimi söyledim.

Bacaklar da güzelmiş hani! Sigortalatma olayına nasıl bakıyorsunuz?

- Bilmem. Bu reklamı çekene kadar hiç düşünmedim, bundan sonra düşünmem gerekiyor galiba. Çünkü herkes bu soruyu soruyor.

Çorap giymeyi sever misiniz?

- Önceden değil ama artık seviyorum.

Stil mottonuz nedir? Asla neyi giymezsiniz?

- ıtici bulduğum parçalar var. Mesela şu diz üstü sivri burun çizme, ince çorap ve etek kombini hiç bana göre değil. Ayrıca birkaç dekolteyi asla birlikte kullanmam. Sadece trend olduğu için üzerimde sakil duran bir kombin asla bana göre değil. Fabrikalarında küçük çocukları çalıştırdıkları ve emeğe saygı göstermedikleri için asla ve asla taklit hiçbir şey kullanmam. Üzerime giydiğimde bir satış elemanı “Çok tarz oldu” diyorsa koşarak kabine gider, üzerimdekini çıkarırım.

ANNE OLMADAN ÖNCE DE ÇOCUK BENİM İÇİN HAYATTI

Gününüz nasıl geçiyor?

- Günlerim şu sıralar harika geçiyor. Bol bol dinleniyorum, kendime zaman ayırabiliyorum. Zaman bana değil, ben zamana hükmedebiliyorum. Çalışırken yapmak isteyip de yapamadığım her şeyi yapıyorum.

Oğlunuz Ali, hayatınızın ta kendisi olmalı. Anne olmanın hazzı nasıl?

- Ali hayat demek. Nefes demek. Sadece benim için değil, çevremde kim varsa ona mutluluk veren, son derece cana yakın, sevecen ve iyi kalpli bir çocuk. Ona bakıyorum ve diyorum ki: “Ali bizim çocuğumuz, karnıma düştüğü an söylediğim her şeyi hisseden, duyan, bizden gördüklerini doğru bilen, her an merak eden, öğrenen bir birey.” Belki de biraz “Biz”… Onun gözlerinde her şeyi görüyorum. Çoğu tanıdık. Ama her an bilmediğim öyle çok şey öğretiyor ki bana…

Dostoyevski’nin dediği gibi, “Çocukları seven yaşamı da sever”, öyle mi?

- Anne olmadan önce de çocuk benim için hayat demekti zaten. Çocuklara gerekli değeri vermezsek herkesin güzellikler umut ettiği o “Hayat” olmaz. Onlar hazine, yaşam da öyle. Aklı olan kim bu hazineyi elinin tersiyle itebilir ki?

Bugün nasıl bir Bergüzar’sınız?

- Konservatuvardaki Bergüzar gibi.

EGO ÇARPIŞMASI OLMUYOR EVDE EGONUN NE İŞİ VAR

Aşkın ömrü için ne söylersiniz? Üç yıl diyorlardı, bir yıla indi dedi ya bazı yazarlar… Aşk biter mi?

- Neden sonlara bu kadar hevesliyiz? Her şeyin bir sonu olmak zorunda mı? Yazarlar bile aşkı sıradanlığa indirgedilerse vay halimize. Aşk ezber bozmaktır.
Belki bir an, belki ömür boyu, belki son nefesini verdikten sonra bile aşkı hâlâ var edebilirsin. Kim bilebilir?

İki starın evli olmasının en güzel yanı ne? Birbirinizde en çok neyi seviyorsunuz?

- Sabrı… Aynı şeylere gülebilmeyi… Repo (tüm ekibin tek tatil günü) günümüzü heyecanla beklemeyi, gün bittiğinde o günün ne kadar çabuk geçtiğine hayıflanmayı… Kulağa küçücük gelen herhangi bir şeyden mutlu olabilmeyi seviyorum.

Her zaman kendiniz olabiliyor musunuz? Egoların çarpıştığı oluyor mu kimi zaman?

- Tabii ki her zaman kendimiz olabiliyoruz, evde egoların ne işi var? Egoların nerede işi var onu da bilmiyorum. Herkes gibi bizim de bir mesleğimiz var. Dişçi değiliz de oyuncuyuz, bu kadar.

YEMEK KONUSUNDA TAKINTILIYIM PÜTÜRLÜ HİÇBİR ŞEY YİYEMEM

Takıntılarınız var mıdır?

- Hayatımı olumsuz etkileyen batıl inancım ya da takıntılarım yoktur. Yemek konusunda bazı komik takıntılarım vardır. Pütürlü hiçbir şey yiyemem mesela, pilava bayılırım, sütlaç ağzıma koymam. Herkes bilir; ben yemeğe geleceksem kimse dolmanın içine üzüm koymaz; çünkü tuzlunun içinde tatlı sevmem. Herkes çok eğlenir bu halimle. Denizdeki hiçbir canlıdan korkmam, diplerde dolanırım ama yosuna basamam. Böyle birbirini tutmayan dünya komiği takıntı adı altında alışkanlıklar diyelim.

İş dışında yapmaktan mutlu olduğunuz şeyler neler?

- Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Özellikle kış günlerinde sımsıkı giyinip Eminönü, Mısır Çarşısı, Kapalıçarşı’da dolanmaya bayılıyorum. Balığımı, baharatımı, peynirimi gidip oradan alıyorum, insanlarla sohbet ediyorum. Film izliyorum, zaman kısıtlaması olmadan. Ailemle istediğim kadar birlikte olabiliyorum. Kitap okuyorum, spor yapıyorum, kız arkadaşlarıma daha çok zaman ayırabiliyorum. Zamanla yarışmıyorum.

EN BÜYÜK HAYALİM İP CAMBAZI DEDEMİN FİLMİNİ ÇEKMEK

Kendinizi durulmuş, ne istediğini bilen biri gibi hissediyor musunuz?

- Her zaman ne istediğimi bildim. ıstediğimin arkasından gittim, hiç bırakmadım. ıstemeyi bilmek önemli hayatta. Ne istediysem de oldu bu yüzden.

İleriye dönük en büyük hayaliniz ne?

- Hayalini kurduğum müzikalde sahnede olmak ve ip cambazı dedemin filmini çekebilmek.